Ekibimiz
İlk ve orta öğretimini Manisa’da tamamlayan Av. Arb. Filiz Tuğçe AYRANCI İPLİKÇİ, 2013 yılında Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinde lisans eğitimini bitirmiştir. 2014 yılından bu yana Ayrancı & Emin Hukuk Ofisinin kurucu ortağı olarak mesleğini icra etmektedir.
Aynı zamanda Adalet Bakanlığına bağlı arabulucu olup İş Hukuku, Ticaret Hukuku, Tüketici Hukuku alanlarında uzman arabulucudur. Av. Arb. Filiz Tuğçe AYRANCI İPLİKÇİ, Kira Hukuku Uyuşmazlıkları ve Ortaklığın Giderilmesi Uyuşmazlıklarında da arabuluculuk hizmeti sunmaktadır.
Av. Arb. Filiz Tuğçe AYRANCI İPLİKÇİ, 2021 yılından bu yana Manisa Cumhuriyet Başsavcılığına bağlı Uzlaştırmacı görevini yürütmektedir.
Mesleğine başladığı günden bu yana müvekkilleri lehine ortaya koyduğu etkin, farklı ve dinamik hukuki çözümlemeler ile gerek müvekkilleri gerekse de içinde bulunduğu hukuk camiası nezdinde kendisine prestijli bir konum edinmiştir.
Ulusal ve Uluslararası bir çok şirketin yanı sıra çeşitli alanlarda faaliyet gösteren bir çok sivil toplum kuruluşunun Avukatlık ve Danışmanlık hizmetlerini yürütmektedir. Ortaya koyduğu etkin mesleki çalışmaları ile bir çok emsal karara imza atmıştır.
ÇALIŞMA/UZMANLIK ALANLARI
İş Hukuku
Kira Hukuku
Tazminat Hukuku (İş Kazaları, Trafik Kazaları, Maddi ve Manevi Tazminat)
İdari Para Cezalarının İptali
İcra Hukuku
Miras Hukuku
Aile Hukuku
Gayrimenkul Hukuku
İdare Hukuku
Ceza Hukuku
Ticaret ve Şirketler Hukuku
Bilişim Hukuku
Sözleşme Hukuku
SERTİFİKALAR
16-17-18 Ocak 2015- İzmir Barosu CMK Eğitim Çalışması
16-18 Mart 2015- Geliştirilmiş Bilirkişilik Sistemi Eşleştirme Projesi « İş Hukuku Uyuşmazlığı ve İş Kazalarından Kaynaklanan Davalarda Bilirkişilik Konulu Bölgesel Yaygınlaştırma Toplantısı ve Bilirkişi Eğitimi »
Çocuk İstismarı ile Mücadelede Avukatın Rolü- 7-8 Mayıs 2016 İzmir Barosu
Uzlaştırmacı Eğitimi- İzmir Barosu
6284 Sayılı Yasa ve Kadına Yönelik Şiddet Olgusunun Sosyal, Psikolojik ve Hukuksal Boyutu- İzmir Barosu
Liderlik ve Motivasyon- Elginkan Vakfı
Kat Mülkiyeti Hukuku- Toplu Yapılardaki Hukuki Sorunlar ve Çözüm Yolları- İzmir Barosu
Türkiye- Avrupa Birliği İlişkileri ve Uyum Süreci- Selçuk Üniversitesi
Certificate Of Achievement 2018-Bilirkişilik Eğitimi Business Chanell
Uzlaştırmacılık Sertifikası – Başkent Üniversitesi
Arabuluculuk Genel Eğitimi- Ekonomi Üniversitesi
İş Hukukunda Uzmanlık Arabuluculuk Eğitimi- Consensus-Altınbaş Üniversitesi
Tüketici Hukukunda Uzman Arabuluculuk Eğitimi
Ticaret Hukukunda Uzman Arabuluculuk Eğitimi
KATILDIĞI SEMİNER- PANELLER
Türk Ticaret Sempozyumu-Şirketler Hukukundaki Gelişmeler
Konferans- Son Yargıtay Kararları Işığında İcra İflas Hukuku
Seminer- Türk Borçlar Kanunu’na Göre Kira Sözleşmesi
Hapishaneler, Sivil Toplum ve Üniversitelerin Rolü
İş Hukukunda İbraname ve İkale Sözleşmesi
İlk ve orta öğretimini Bulgaristan’ın Kırcaali şehrinde tamamlayan Av.Leman EMİN SAVSAR, 2010 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamlamış, ardından Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi Kamu Hukuku ABD'da Tezli Yüksek Lisans eğitimine başlamıştır. 2014 yılından bu yana Ayrancı & Emin Hukuk Ofisinin kurucu ortağı olarak mesleğini icra etmektedir.
Mesleki donanım açısında pek çok eğitim, konferans ve panellere katılmış, sivil toplum kuruşlarının yönetim kurullarında yer almış, aktif olarak siyaset hayatına da devam etmektedir. 2019 Yerel Seçimlerinde Belediye Meclis üyeliği görevine seçilmiş, Belediye Meclisinin başta Hukuk ve Denetim Komisyonu olmak üzere diğer komisyonlarında da başkanlık ve üyelik görevlerini yürütmüş ve halen daha meclis üyeliği görevi yürütmektedir.
Meslek yaşamı süresince yurt içinde ve yurt dışında ikamet eden danışanlarına; Çifte Vatandaşların Hukuki sorunlarının kapsayan Nüfus Değişikliği, Kütük Birleştirme, tanıma ve Tenfiz, Boşanma, Nafaka, Mal Paylaşımı, Çocukların Velayetini kapsayan Aile Hukuku, Tahliye ve Kira Hukuku, Tazminat Hukuku ve Alacak Davaları, Özel Hukuk ve Ceza Hukuku alanında sürdürdüğü hukuki danışmanlık ve avukatlık faaliyetlerinin yanı sıra, yurt dışında bulunan vatandaşlarımıza ve yabancılara Vatandaşlık ve Yabancılar Hukuku (Boşanma, Tanıma ve Tenfiz davaları, Gayrimenkul Hukuku) alanlarında hizmet vermeye devam etmektedir.
Mesleğine başladığı günden bu yana müvekkilleri lehine ortaya koyduğu etkin, farklı ve dinamik hukuki çözümlemeler ile gerek müvekkilleri gerekse de içinde bulunduğu hukuk camiası nezdinde kendisine prestijli bir konum edinmiştir.
ÇALIŞMA/UZMANLIK ALANLARI
Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
Aile Hukuku
Kira Hukuku
İmar Hukuku
Tazminat Hukuku (Trafik Kazaları, Maddi ve Manevi Tazminat)
İcra Hukuku
Miras Hukuku
İş Hukuku
Gayrimenkul Hukuku
İdare Hukuku
Ceza Hukuku
Ticaret ve Şirketler Hukuku
SERTİFİKALAR
16-18 Mart 2015- Geliştirilmiş Bilirkişilik Sistemi Eşleştirme Projesi « İş Hukuku Uyuşmazlığı ve İş Kazalarından Kaynaklanan Davalarda Bilirkişilik Konulu Bölgesel Yaygınlaştırma Toplantısı ve Bilirkişi Eğitimi »
17-19 Nisan 2015- İzmir Barosu CMK Eğitim Çalışması
7 Şubat 2017 Uzlaştırmacı Eğitimi- İzmir Barosu
6284 Sayılı Yasa ve Kadına Yönelik Şiddet Olgusunun Sosyal, Psikolojik ve Hukuksal Boyutu- İzmir Barosu
Arabuluculuk Genel Eğitimi- Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Faydalı Bilgiler
DAVACI : Ayşe Yılmaz (T.C. Kimlik No: ...)
Adres: ...
VEKİLİ : Av. Leman EMİN SAVSAR
Adres : Halkapınar Mahallesi Onuk Plaza Konak - İZMİR
DAVALI : Mehmet Yılmaz
KONU :Almanya'da kesinleşen boşanma kararının Türkiye'de tanınması ve tenfizi talebi hk.
AÇIKLAMALAR
1. Davacı Ayşe Yılmaz ile davalı Mehmet Yılmaz, 12.06.2014 tarihinde İzmir'de evlenmişlerdir. Evlilikten çocukları bulunmamaktadır.
2. Taraflar, davalının işi nedeniyle 2018 yılında Almanya'nın Münih şehrine yerleşmişlerdir. Evlilik birliği zaman içerisinde temelinden sarsılmış; taraflar uzun süredir ayrı yaşamaya başlamış ve evlilik birliğinin devamı mümkün olmamıştır.
3. Bunun üzerine davacı, Almanya'da yetkili Aile Mahkemesi nezdinde boşanma davası açmıştır. Davalı, dava dilekçesi usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen yargılamaya katılmamış; ancak savunma hakkını kullanabilmesi için tüm usuli güvenceler sağlanmıştır.
4. Yargılama sonucunda Münih Aile Mahkemesi'nin 15.03.2025 tarih, 2025 F 248/24 sayılı kararı ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Karar 20.04.2025 tarihinde kesinleşmiştir.
5. Boşanma kararında yalnızca evlilik birliğinin sona erdirilmesine değil, davalı tarafından davacıya aylık 600 Euro yoksulluk nafakası ödenmesine ve yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına da hükmedilmiştir.
6. Davacı Türkiye'ye döndüğünde nüfus kayıtlarında hâlen evli görünmesi nedeniyle yeniden evlenememekte, resmi işlemlerini gerçekleştirememekte ve yabancı mahkeme kararındaki nafaka hükmünü Türkiye'de icra yoluyla takip edememektedir.
7. Yabancı mahkeme kararı usulüne uygun şekilde kesinleşmiş olup, karar kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil etmemektedir. Davalının savunma hakkı kısıtlanmamış, karar kesinleşmiş ve Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine giren bir konuda verilmemiştir. Bu nedenle boşanma hükmünün tanınması ile nafakaya ilişkin hükmün ise tenfizi şartları oluşmuştur.
HUKUKİ NEDENLER
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili sair mevzuat.
DELİLLER
* Almanya Münih Aile Mahkemesi'nin kesinleşmiş boşanma kararı
* Kesinleşme şerhi
* Apostil şerhi
* Yeminli tercüman tarafından yapılmış Türkçe tercümesi
* Nüfus kayıt örneği
* Vekâletname
* Gerektiğinde her türlü yasal delil
SONUÇ VE İSTEM
Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle;
1. Almanya Münih Aile Mahkemesi'nin 15.03.2025 tarih ve 2025 F 248/24 sayılı kesinleşmiş boşanma kararının boşanmaya ilişkin kısmının TANINMASINA,
2. Aynı kararın davalı tarafından davacıya aylık 600 Euro nafaka ödenmesine ilişkin hükmünün TENFİZİNE,
3. Kararın kesinleşmesini müteakip ilgili nüfus müdürlüğüne bildirim yapılmasına,
4. Yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz.
Davacı Vekili
Av. Leman EMİN SAVSAR
Almanya, Hollanda, Bulgaristan, Belçika, Fransa, Avusturya veya başka bir ülkede yaşıyor olmanız, Türkiye’de bulunan miras haklarınızı kaybettiğiniz anlamına gelmez.
Bununla birlikte, miras bırakanın vefatından sonra Türkiye’deki malvarlığı üzerinde işlem yapılabilmesi için öncelikle mirasçılık sıfatının resmi olarak tespit edilmesi gerekir.
İşte bu noktada veraset ilamı, diğer adıyla mirasçılık belgesi, büyük önem taşımaktadır.
Uygulamada birçok kişi, Türkiye’deki taşınmazların devri, banka hesaplarının tespiti veya miras paylaşımı aşamasında veraset ilamı olmadan işlem yapılamadığını öğrendiğinde hukuki süreçle karşılaşmaktadır.
Veraset ilamı, miras bırakanın ölümünden sonra kimlerin mirasçı olduğunu ve miras paylarının ne oranda bulunduğunu gösteren resmi belgedir. Bu belge sayesinde;
Veraset ilamı bulunmadan birçok miras işleminin tamamlanması mümkün değildir.
EVET, alabilir. Mirasçının Türkiye’de yaşıyor olması zorunlu değildir. Türk vatandaşı olsun veya olmasın, Türkiye’deki bir miras üzerinde hak sahibi olan kişiler belirli şartlar altında veraset ilamı talebinde bulunabilmektedir. Özellikle çifte vatandaşlığa sahip kişiler bakımından bu durum uygulamada oldukça yaygındır.
Somut olayın özelliklerine göre veraset ilamı;
alınabilmektedir.
Ancak yabancı unsur içeren dosyalarda, nüfus kayıtlarında eksiklik bulunması halinde veya mirasçılık ilişkisinin doğrudan tespit edilemediği durumlarda mahkeme süreci gündeme gelebilmektedir.
Teorik olarak veraset ilamı alınması kolay görünse de uygulamada birçok dosyada ciddi sorunlar ortaya çıkmaktadır.
Özellikle yurt dışında doğan çocukların Türkiye’deki nüfus kayıtlarında görünmemesi sık rastlanan bir durumdur.
Bu durumda mirasçılık ilişkisinin kurulması güçleşebilmektedir.
Yabancı ülkedeki kayıtlarla Türkiye’deki kayıtlar arasında isim veya soyisim farklılıkları bulunabilmektedir.
Özellikle evlilik nedeniyle değişen soyadları veya yabancı dil kaynaklı yazım farklılıkları miras işlemlerini zorlaştırabilmektedir.
Çifte vatandaşlar bakımından farklı ülkelerde tutulan kayıtların birbirini doğrulamaması uygulamada sık karşılaşılan bir sorundur.
Bu tür durumlarda yalnızca veraset ilamı başvurusu yeterli olmayabilir.
Bazı dosyalarda kardeşler, çocuklar veya ebeveynler nüfus kayıtlarında görünmemekte ya da farklı kütüklerde yer almaktadır.
Bu durumlarda öncelikle nüfus kayıtlarına ilişkin sorunların çözülmesi gerekebilmektedir.
Yurt dışında yaşayan mirasçılar çoğu zaman yabancı doğum belgeleri, aile kayıt belgeleri veya ölüm kayıtlarının tek başına yeterli olduğunu düşünmektedir.
Ancak uygulamada;
gerekmektedir. Bazı durumlarda yabancı belgelerin Türk resmi kayıtlarıyla uyumlu hale getirilmesi için ek hukuki işlemler yapılması gerekebilmektedir.
Her dosya aynı değildir. Bazı uyuşmazlıklarda veraset ilamı alınmadan önce aşağıdaki davaların açılması gerekebilmektedir:
Kimlik bilgilerindeki yanlışlıkların giderilmesi amacıyla açılmaktadır.
Aynı aileye ait kayıtların farklı kütüklerde bulunması halinde gündeme gelebilmektedir.
Anne, baba veya çocuk arasındaki hukuki ilişkinin resmi olarak tespit edilmesi gerektiğinde önem taşımaktadır.
Yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de hüküm ve sonuç doğurmasının gerektiği durumlarda gündeme gelebilmektedir.
Hayır. Veraset ilamı çoğu zaman ilk adımdır.
Bunun ardından;
gibi farklı süreçlerin de yürütülmesi gerekmektedir. Özellikle yurt dışında yaşayan mirasçılar bakımından bu süreçlerin profesyonel şekilde takip edilmesi önem taşımaktadır.
Somut olayın özelliklerine göre vekâletname ile birçok işlem yürütülebilmektedir.
Evet. Çifte vatandaşlık tek başına mirasçılık hakkını ortadan kaldırmaz. Ancak kayıt uyuşmazlıkları ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu sorunun cevabı somut olayın özelliklerine göre değişmektedir. Bazı durumlarda öncelikle soybağı veya nüfus kayıtlarına ilişkin hukuki süreçlerin tamamlanması gerekebilir.
Yurt dışında yaşayan mirasçılar açısından veraset ilamı alınması, Türkiye’deki miras haklarının kullanılabilmesi için en önemli hukuki adımlardan biridir. Ancak çifte vatandaşlık, eksik nüfus kayıtları, isim farklılıkları ve yabancı belgelerden kaynaklanan uyuşmazlıklar süreci karmaşık hale getirebilmektedir.
Bu nedenle miras işlemlerine başlamadan önce nüfus kayıtlarının ve yabancı belgelerin hukuki açıdan değerlendirilmesi, olası eksikliklerin tespit edilmesi ve gerekli dava süreçlerinin zamanında yürütülmesi hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları ve çifte vatandaşlar açısından en sık karşılaşılan hukuki sorunlardan biri, aile bireylerinin Türkiye nüfus kayıtlarında eksik görünmesidir.
Özellikle Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Avusturya, İsviçre, İngiltere ve diğer ülkelerde yaşayan Türk vatandaşlarında; yabancı ülkede doğan çocukların, eşlerin, anne veya baba bilgilerinin Türkiye’deki nüfus kayıtlarına hiç işlenmediği durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır.
Bu durum çoğu zaman yıllarca fark edilmez. Ancak miras işlemleri, vatandaşlık başvuruları, tapu işlemleri, konsolosluk işlemleri veya soy bağı tespiti gereken durumlarda ciddi hukuki sorunlar ortaya çıkar.
Birçok kişi nüfus kayıtlarındaki eksikliği basit bir idari hata olarak değerlendirse de, bazı durumlarda mahkeme kararı olmadan kayıtların düzeltilmesi veya aile bireylerinin kütüğe işlenmesi mümkün değildir.
Uygulamada en sık karşılaşılan durumlar şunlardır:
Özellikle geçmiş yıllarda yapılan bildirim eksiklikleri, göç süreçleri ve yabancı ülkelerdeki farklı kayıt sistemleri nedeniyle bugün birçok aile bu sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.
Eksik aile kayıtları yalnızca nüfus sistemiyle ilgili teknik bir sorun değildir.
Yanlış veya eksik kayıtlar nedeniyle;
Özellikle yurt dışında yaşayan kişiler açısından nüfus kayıtlarının doğru tutulması, ileride ortaya çıkabilecek büyük hukuki uyuşmazlıkların önüne geçmektedir.
Evet.
Bazı durumlarda nüfus müdürlükleri nezdinde idari başvurular yeterli olabilmektedir. Ancak aile bağının kurulması, soy bağının ispatı, eksik nüfus kaydının oluşturulması veya kayıtlar arasında çelişki bulunması halinde mahkeme kararı gerekmektedir.
Bu tür davalar çoğunlukla nüfus kaydının düzeltilmesi davası, soy bağına ilişkin davalar veya kütük birleştirme niteliğindeki davalar kapsamında değerlendirilmektedir.
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu kapsamında nüfus kayıtlarının düzeltilmesine ilişkin davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise genel olarak kişinin yerleşim yerindeki veya ilgili nüfus kaydının bulunduğu yerdeki Asliye Hukuk Mahkemesidir. Davalarda ilgili nüfus müdürlüğü taraf olarak gösterilmektedir.
Yurt dışında yaşayan kişiler bakımından süreç çoğu zaman Türkiye’de vekâlet verilen avukat aracılığıyla yürütülebilmektedir.
Her dosya farklı olmakla birlikte genellikle;
mahkemeye sunulmaktadır.
Bazı durumlarda tanık deliline de başvurulabilmektedir. Mahkemeler gerekli gördüğünde resen araştırma yapabilmekte ve ek delil toplayabilmektedir.
Dava süresi;
göre değişmektedir.
Uygulamada dosyanın niteliğine göre birkaç aydan başlayıp bir yılı aşan sürelerde sonuçlanan davalar bulunmaktadır.
Eksik veya usule uygun hazırlanmamış yabancı ülke belgeleri ise sürecin ciddi şekilde uzamasına neden olabilmektedir.
Bu davalar yalnızca nüfus kaydı düzeltme işlemi değildir.
Süreç aynı zamanda;
gibi birçok teknik alanı birlikte içermektedir.
Özellikle yabancı ülke kayıtları ile Türk nüfus kayıtlarının eşleştirilmesi aşamasında yapılan hatalar davanın reddine veya yıllarca uzamasına neden olabilmektedir.
Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşları ve çifte vatandaşlar açısından nüfus kayıtlarının eksiksiz ve doğru olması büyük önem taşımaktadır.
Eksik aile bireylerinin Türkiye nüfusuna işlenmesi, kütük birleştirme işlemleri, soy bağı tespiti, nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve yabancı ülke kayıtlarından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü uzmanlık gerektiren hukuki süreçlerdir.
Dosyanızın detaylı şekilde incelenmesi, gerekli belgelerin doğru hazırlanması ve dava sürecinin profesyonel olarak yürütülmesi için hukuki destek almanız hak kaybı yaşanmaması açısından büyük önem taşımaktadır.
Yurt dışında yaşayan birçok Türk vatandaşı, boşanma işlemlerini tamamladıktan yıllar sonra önemli bir sorunla karşılaşmaktadır:
Almanya’da boşanmış olmalarına rağmen Türkiye’deki nüfus kayıtlarında hâlâ evli görünmektedirler.
Bu durum genellikle yeni bir evlilik yapmak istendiğinde, miras işlemlerinde, mal varlığı tasarruflarında veya resmi kurumlarla yapılan işlemlerde ortaya çıkmaktadır.
Boşanma kararının Almanya’da kesinleşmiş olması, her zaman Türkiye’de de otomatik olarak hüküm ve sonuç doğurduğu anlamına gelmez.
Bu nedenle birçok durumda tanıma veya tenfiz işlemlerinin yapılması gerekmektedir.
En sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biri budur.
Alman mahkemeleri tarafından verilen boşanma kararları, yalnızca Almanya bakımından doğrudan hüküm ve sonuç doğurur.
Türkiye bakımından ise belirli prosedürlerin tamamlanması gerekir.
Aksi halde kişi:
Yabancı bir mahkeme kararının Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi için uygulanan hukuki mekanizmaya tanıma ve tenfiz denilmektedir.
Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de kesin hüküm olarak kabul edilmesidir.
Boşanma kararlarında çoğu zaman tanıma işlemi yeterli olmaktadır.
Yabancı mahkeme kararının Türkiye’de icra edilebilir hale getirilmesidir.
Özellikle nafaka, tazminat veya maddi yükümlülük içeren kararlar bakımından önem taşımaktadır.
Birçok kişi yıllarca herhangi bir sorun yaşamadan hayatına devam etmekte, ancak resmi bir işlem sırasında kayıtların güncellenmediğini fark etmektedir.
Bu durum:
Özellikle uzun yıllar önce boşanmış kişiler açısından bu sorun ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir.
Her somut olayın ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
Günümüzde bazı yabancı boşanma kararlarının idari yolla nüfus kayıtlarına işlenebilmesi mümkün olmakla birlikte, her dosya bu kapsama girmemektedir.
Özellikle:
gibi durumlarda mahkeme süreci gündeme gelebilmektedir.
Bu nedenle öncelikle dosyanın incelenmesi ve en uygun hukuki yolun belirlenmesi gerekir.
Dosyanın özelliklerine göre değişmekle birlikte genellikle:
gibi evraklar gerekmektedir.
Eksik veya usule uygun olmayan belgeler sürecin uzamasına neden olabilmektedir.
Süre, dosyanın özelliklerine göre değişmektedir.
Özellikle:
gibi unsurlar yargılama süresini etkileyebilmektedir.
Usulüne uygun hazırlanmış dosyalarda süreç çok daha hızlı ilerleyebilmektedir.
Türkiye’deki kayıtlar güncellenmeden resmi işlemlerde sorun yaşanabilir. Öncelikle boşanma kararının Türkiye bakımından hukuki sonuç doğurup doğurmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Bu durum dosyanın niteliğine göre değişmektedir. Bazı durumlarda tarafların birlikte hareket etmesi avantaj sağlayabilmektedir.
Birçok durumda eski tarihli yabancı mahkeme kararları bakımından da gerekli hukuki işlemler gerçekleştirilebilmektedir.
Evet. Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya, İsviçre ve diğer ülkelerde verilen boşanma kararları bakımından da benzer hukuki değerlendirmeler yapılmaktadır.
Almanya’da veya başka bir ülkede boşanmış olmanıza rağmen Türkiye’de hâlâ evli görünmeniz, ilerleyen yıllarda ciddi hukuki ve idari sorunlara yol açabilmektedir.
Bu nedenle yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’deki hukuki etkilerinin değerlendirilmesi, gerekli tanıma veya tenfiz işlemlerinin zamanında yapılması ve nüfus kayıtlarının güncellenmesi büyük önem taşımaktadır.
Her dosya kendine özgü özellikler taşıdığından, başvuru öncesinde hukuki değerlendirme yapılması hak kayıplarının önlenmesi açısından önemlidir.
Almanya'da Boşandım, Türkiye'de Hâlâ Evli Görünüyorum: Ne Yapmalıyım?
Yurt dışında yaşayan birçok Türk vatandaşı ve çifte vatandaş, yabancı bir ülkede boşanma kararı aldıktan sonra evliliklerinin Türkiye'de de sona erdiğini düşünmektedir. Oysa uygulamada sıklıkla karşılaşılan sorunlardan biri, yabancı mahkemeler tarafından verilen boşanma kararlarının Türkiye'deki nüfus kayıtlarına otomatik olarak işlenmemesidir.
Bu nedenle Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya veya başka bir ülkede boşanmış olmanıza rağmen Türkiye'de hâlâ evli görünüyor olabilirsiniz.
Yurt Dışındaki Boşanma Kararı Türkiye'de Neden Otomatik Olarak Geçerli Olmaz?
Her devletin kendi hukuk sistemi bulunmaktadır. Yabancı bir ülkede verilen mahkeme kararı, belirli işlemler yapılmadığı sürece Türkiye'de doğrudan hüküm ve sonuç doğurmaz.
Bu nedenle Almanya'da verilen boşanma kararı, Türk nüfus kayıtlarına kendiliğinden işlenmez.
Sonuç olarak kişiler:
Türkiye'de Hâlâ Evli Görünmenin Sonuçları Nelerdir?
Birçok kişi bu durumun yalnızca nüfus kayıtlarında teknik bir hata olduğunu düşünmektedir. Ancak sonuçları oldukça önemlidir.
Özellikle:
açısından ciddi hukuki sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
Örneğin kişi Almanya'da boşanmış olduğunu düşünürken, Türkiye'de hâlâ evli görünmesi nedeniyle vefatı halinde eski eş mirasçı olarak gündeme gelebilir.
Yabancı Boşanma Kararı Türkiye'de Nasıl Geçerli Hale Getirilir?
Somut olayın özelliklerine göre;
gündeme gelebilmektedir.
İzlenecek yol, kararın verildiği ülkeye, kararın içeriğine ve tarafların durumuna göre değişiklik göstermektedir.
Hangi Belgeler Gerekebilir?
Dosyanın özelliğine göre;
gibi evraklara ihtiyaç duyulabilmektedir.
Sonuç
Yurt dışında boşanmış olmak, her zaman Türkiye'de de boşanmış sayılacağınız anlamına gelmez.
Özellikle Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşlarının ve çifte vatandaşların nüfus kayıtlarını kontrol etmeleri ve gerekli işlemleri zamanında gerçekleştirmeleri büyük önem taşımaktadır.